Bazı hisler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bazı hisler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Karınca

kütüphaneye dönmemek için hemen dışarıdaki bankta oturuyorum bir saattir. tahtaların arasından topraktaki bir karıncayı izliyorum. bir serçe, bankın altına iniyor. kanatlarından gelen hava toprağı kaldırıyor, minik bir toz bulutu. karıncayı düşünüyorum sonra. ne fantastik bir an karınca için. uçuyor dev bir kuş, yanına iniyor, kocaman gagasını doğrultmuş bakıyor. sonra uçup gidiyor canavar. biraz yukarı bakıyor karınca. ve işte: götüm.

Devamını Oku Canım »

Kierkegaard günlüğüne şöyle yazmış Nisan 1836'da:

İlgi odağı olduğum bir partiden yeni döndüm. Espriler dudaklarımdan dökülüyordu. Herkes güldü ve bana hayran kaldı -evet etrafımdaki koşuşturmalar dünyanın yörüngesi kadar uzundu- ve ben kendimi vurmak istedim.

Bu his o kadar tanıdık ki... Her şey iyi giderken, herkes neşeliyken bir şeylerin bozuk olduğunun farkına tek başına varmak gibi. İnsan her yerde turist hissediyor böyle.

Devamını Oku Canım »

İnşaat

Evin karşısında bir inşaat var. Her sabahın köründe başlıyorlar çalışmaya. Yarım saattir büyük bir ilgiyle izliyorum. El arabasıyla molozları dördüncü kattan aşağı döken bir işçi var. Tam ucuna geliyor boşluğun, döküyor aşağıya bakarak ve uzaklaşıyor. El arabasının elinden kaydığını, işçinin arabayı yakalamak için ani bir refleksle eğilip dengesini kaybettiğini ve düştüğünü hayal ediyorum. Korkuyorum işçi için ama korkunç bir şeye tanık olmanın vereceği haz da istemsiz ele geçiriyor düşüncemi. Hem tedirgin oluyorum hem de suçlu bir hayale dalıyorum.


14.09.2020
Devamını Oku Canım »

Depresyon

Hiçbir sorun küçük bir sorun değil artık, her sorun dünyanın sonu gibi görünüyor, en azından dünyanın sonu olmalı. Dağınık odaya, yerdeki kıyafetlere bakıp boğuluyormuş gibi hissettiğinizde odayı toparlamak yerine aklınıza ilk gelen çözüm intihar oluyor. (Gerçi onun için de gayret gerekir ya.) O büyük ve derin sıkıntılarınızdan çok yağ lekeli bulaşıklar bıktırıyor sizi her şeyden.

Sizi öyle bir ele geçiriyor ki başka türlü hissetmeyi tahayyül edemiyorsunuz. Yalnızken geçirdiğiniz gribe benziyor depresyon. Hareket etmek istemiyorsunuz, uzanırken bile rahatsızsınız ve burnunuzdan nefes alamıyorsunuz. Bir süre sonra normal olanın ağızdan nefes almak olduğuna ikna oluyorsunuz. Depresyondayken de neşe, huzur, mutluluk gibi hisler böyle yok oluyor gri dünyanızda.

Depresyon mantıksız ve bazen böyle komik dışarıdan bakmaya çalışınca.

 

Devamını Oku Canım »

Binalar

Sigara içmek için balkona doğru ilerlerken kendimle mantık fışkıran bir tartışmaya giriştim. Sırf bir şeyler atıştırdın diye sigara içmek zorunda değilsin, dedim, bak zaten canın da istemiyor. Gururla gülümsedim, döndüm, su içtim ve bir anda balkonda buldum kendimi. Tadı güzel ama içmesem de olurdu. Başladığım zamanlardaki gibi zevkli bir günah değil artık. Çekirdeğe dönüştü sigara. Duman eğlenceli sadece. Yani düşününce hiçbir şey eskisi gibi değil. Ayda yılda bir çok heyecanlı bir şey yapıyorum gerisi hep normal hayat. Akıp gidiyor şerefsiz. Yirmi beş olacağım neredeyse. İnsanlar böyle böyle elli, altmış, yetmiş oluyor galiba. Hayata hiç değer vermedim de sonucunun böyle olacağını da tahmin etmezdim açıkçası. İstemem yan cebime koydu hayat. Artık koymuyor da. Her şeyi geçiştirmeye başladım uzunca bir süredir. Film izlerken sıkılıyorum, müzik çok da zevk vermiyor, okumak güzel oluyor ama eh o da yoruyor artık. Azıcık yaratıcılığım vardı, ölmüş. Rüyalardan medet umuyorum. Durup durup binalara sinirleniyorum suçlusu onlarmış gibi. Binalara tüküreyim.
Devamını Oku Canım »

Aptal Olmak

Aptal olmak bazen çok yorucu olabiliyor. Rilke'nin Dua Saatleri Kitabı'nı okuyorum, harika harika dizeler var içinde, zevkten uçuyorum artık. Bir anda "Bugün ne yemek yedim?" diye düşünmeye başladım. Hatırlayamadım, kitap açık kaldı ve ben bir türlü hatırlayamadım. Dalgın dalgın dolaşmaya başladım odada, sonra mutfağa geçip su içtim ve aklımdaki tek soru: "Ne yemek yedim?" Balkona geçip bir sigara yaktım. Beynimden buhar çıkacaktı neredeyse kendimi hatırlamaya zorlamaktan. Her dumanda daha da çıldırıyorum. Ulan ben ne yedim? Tadı güzeldi ama tabağımı tam bitirmemiştim. Kola da içmiştim, kolayı sevmem. Ne yedim? Sigaram bitti, küllüğe attım ve her şey düzeldi: KARNIYARIK.
Devamını Oku Canım »

Between the Bars

Bilgisayarda müzik çalarken uykuyla uyanıklık arasındaki o harika yere girmiştim, Between the Bars çalıyordu. Yaşadığım güzel şeyler bir bir şarkıya klip oldu. Çok mutluydum ki şarkı bitince uyandım bir anda.

Uyandığıma üzülmedim, tam aksine, ihtiyaç duyduğum bir epifani yaşadım. Hayatın ne kadar karmaşık ve istediğimizde ne kadar güzel olabileceğini fark ettim bir daha. Mutluluğun ve mükemmelliğin peşinden koşmayı abartıp aşırı çabalayarak güzel şeyleri defalarca nasıl kötü anılara çevirdiğimi anladım. İç ısıtan bir anıyı yad edip hem sevinip hem üzülmenin bile güzel hissettirebilmesine şaşırdım kaldım tekrar.

Demek ki hayat, çaba sarf ederek mahvedilemeyecek kadar harika bir şey. Demek ki nefretten ve utançtan uzaklaşmalı insan olabildiğince. Eski arkadaşları da, eski aşkları da, eski benliği de kontrolsüz anmalı, iletişim kurmak için uydurduğumuz kelimelerle kategorize etmeden hissetmeliyim demek ki. Terazinin bir tarafını ağırlaştırmak yerine denge kurmayı öğrenmeliyim. Terazi benim çünkü.
Devamını Oku Canım »